AKP politikalarının durum analizi

AKP 2002’de kurulduğunda, Refah Partisi’nin örgütlü kadrolarını devralmıştı. Seçmenlerin çoğunluğu AKP’ye güveniyor, çünkü bu kadrolar ülkenin en deneyimli, disiplinli, dürüst ve çalışkan nesillerinden birini temsil ediyor. İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Konya, Kayseri ve diğer illerdeki belediyelerde iyi performans gösterdiler.

Bu kadrolar, Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan’ın endüstriyel kalkınma vizyonunu devralarak AKP’nin ana hedeflerinden biri haline geldi. Türkiye’nin 21. yüzyılın yükselen yıldızlarından biri olma potansiyeline inanarak, şimdi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki olağanüstü başarısına katkıda bulundular.

Halkın çoğunluğu Refah Partisi’nin siyasi kadrolarına sempati duysa da, seçmenlerin önemli bir kısmı onların dini duruşundan endişe duyuyordu. Bu endişenin üstesinden gelmek için parti başkanı olarak Erdoğan, muhafazakar çekirdeğine milliyetçileri, liberalleri ve hatta sosyalistleri dahil ederek AKP’nin kadrolarını yönetti. AKP, Erdoğan’ın siyasi stratejileri sayesinde kapsayıcı bir siyasi parti haline geldi ve seçmen oranını %34’ten %50’ye çıkardı.

AKP’nin siyasi kadroları belediyelerdeki çok değerli tecrübelerinden yararlanarak ülkenin temel sorunlarına vicdani bir şekilde yaklaştılar. Her şeyden önce AKP liderliği enerjisini altyapı ve şehir yönetimi açısından büyük kamu yatırımları yapmaya odakladı. Bu bölgelerde uzun süredir devam eden sorunları çözdükten sonra, sivil siyaset üzerinde süregelen askeri vesayet ve Avrupa Birliği ile bozulan ilişkileri ele almaya başladılar.

AKP, Türkiye’nin ekonomik büyümesini sürdürmek için çabalarken, geleneksel sisteme karşı direnişi de aşmak zorunda kaldı. AKP’nin siyasi, ekonomik ve kültürel reformlarına karşı direnişlerini kırmak için ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) askeri ve bürokratik kadrolarının devlet yapısı üzerindeki etkisinin etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu. Türkiye’nin AB üyeliğine aday olması sayesinde AKP, Türkiye’nin uzun süredir devam eden askeri vesayetini zayıflatmayı başardı.

Çok boyutlu ve çok taraflı bir dış politika benimseyen Türkiye’nin uluslararası siyasetteki bağımsız konumu, dünya düzeninin önemli oyuncularının AKP ile çatışmasına yol açmıştır. FETÖ’nün (Gülen Terör Örgütü) casusluk çetesi, devlet yapısının derinliklerine nüfuz etmesine rağmen sivil ve askeri bürokrasinin içinden süzüldü. Ancak Türkiye’nin FETÖ’ye karşı kazandığı zafer, toplumsal ve siyasi bir şok yarattı.

READ  Garanti BBVA Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Türkiye'nin En İyi Bankası Seçildi

Erdoğan’ın liderliği sırasında AKP, modern Türkiye tarihindeki en etkili örgüt haline geldi. Karmaşık bir iletişim ağının oluşturulması nedeniyle, seçmenin en kısmi talepleri bile devlet yapısının tepesine aktarılmıştır. AKP, bu girdileri somut politikalara dönüştürerek Türkiye’deki baskın siyasi parti olmaya devam ediyor.

AKP liderliği ile seçmen arasındaki bu büyülü bağ, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte zayıfladı. 2014’ten 2016’ya kadar AKP’nin başkanı olan Ahmet Davutoğlu, parti kadrolarını kendi siyasi emelleri lehine değiştirdi. Erdoğan, kişiliğinin ve eylemlerinin aksine tarafsız bir politikacı haline gelmiş görünüyor. Türk liderliğindeki böylesine dramatik bir değişim, bölgesel ve uluslararası siyasette çalkantılı bir döneme denk geldi.

Bir sonraki köşemizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki AKP’nin 2014’ten bu yana Türkiye’nin iç ve dış sorunlarını nasıl aştığını açıklayarak AKP’nin politikalarının durum analizini tamamlayacağız. Bu çalkantılı dönemden yeni bir siyasi vizyonun nasıl ortaya çıktığını ele aldıktan sonra tartışacağız. AKP’nin önümüzdeki 20 yıllık planı ve gelişimi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir