İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde yeni sergi salonları açıldı

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin ana binası ve sergi salonları, depreme hazırlık, restorasyon ve teşhir düzenleme projesi kapsamında Cuma günü resmi törenle restore edilerek yeniden açıldı.

Dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Arkeoloji Müzeleri, 2012 yılında başlatılan çalışmalarla teşhir salonları güçlendirilerek ve yenilenerek çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirilmiştir.

Açılış töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Erzoy, Kültür Bakanlığı’nın son 20 yılda kültür varlıkları ve müzeler alanında büyük başarılara imza attığını söyledi.

Ersoy, kültürel mirası korumak adına çok önemli adımlar attıklarını belirterek, “Çağdaş müzecilik anlayışıyla değerli eserler sunan yeni müzeler açtık, daha fazla müze açmaya devam edeceğiz. Mevcut müzelerimizi, İstanbul Arkeoloji Müzelerini yeniledik. , ve son yıllarda inşa ettiğimiz müzelerle önde gelen ülkelerden biri olduk. Sergi formatları ve eğitim faaliyetleri ile müzelerimiz dünyanın her yerinde birbiri ardına sunulan kültür kurumları haline geldi.”


İstanbul, Türkiye’deki İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ana binasının genel bir görünümü.

Erzo, kültür varlığının herkes için ortak bir hafıza olduğunun altını çizdi. Ayrıca geçen yıl Paleolitik’ten Neolitik’e, Klasik dönemden Türk ve İslam arkeolojisine kadar toplam 670 arkeolojik faaliyet gerçekleştirdik.Türkiye şu anda dünyanın en çok arkeolojik esere sahip ülkelerinden biri. Türk arkeolojisi gerek kazıları, gerekse konservasyon çalışmaları ve bilimsel yayınlarıyla dünya arkeolojisinin en önemli paydaşlarından biri haline gelmiştir.”

Bugün Türk arkeolojisinin durumu hakkında konuşan bakan, bakanlığın Güneydoğu Şanlıurfa ilindeki Göbeklitepe’ye benzer ve çağdaş diğer yerler için başlattığı taş dağlar projesine de değindi. Bir uçtan diğer uca 200 kilometre (124 mil) uzanan “Taş Tepeler”, erken yerleşimci topluluklara ev sahipliği yapan bir Anadolu ve Yukarı Mezopotamya bölgesidir. Bölgede Copeclightbay dahil 12 büyük site var. Taş Tepeler Karahantepe, Harpetsuvan, Kursudepe, Kurtebesi, Taşlıdepe, Sefertepe, Ayanlar, Yogunburch, Sayburch, Çakmaktepe ve Yenimahalle’dir. Bu bölge, barış ve sosyal birliğin yeryüzünde bilinen ilk örneğidir. Bu yedi irili ufaklı sit alanı artık tarihin önemli ve az bilinen bir dönemine ışık tutacak kazı alanlarıdır. Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü öncülüğünde bilim adamları ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü tarafından yürütülüyor.

READ  Miyamoto Zelda: Wind Walker'da sanat tarzının hayranı değil

Erso, dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının katıldığı Stone Hills Kazı Projesi kapsamında 2023 yılında Şanşıurfa’da Taş Devri’ni konu alan bir konferans düzenleyeceklerini söyledi.


İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin 22 Temmuz 2022'de İstanbul'daki açılış töreninden bir ışık gösterisi.  (AA Fotoğrafı)
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin 22 Temmuz 2022’de İstanbul’daki açılış töreninden bir ışık gösterisi. (AA Fotoğrafı)

Bakanlığın UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ndeki Türk sitlerinin sayısını dokuzdan 19’a çıkardığını yineleyen bakan, İstanbul’daki arkeoloji müzelerinde yapılan son tadilatlar hakkında bilgi verdi.

“1869’da kurulan ve bugünkü İstanbul arkeoloji müzeleri olan Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi), 1881’de Osmanlı aydını Osman Hamdi Bey’in müze müdürü olmasıyla önemli bir eşiği aştı. 1891’de Sultan II. Abdülhamid tarafından “Müze-i Hümayun’un himayesinde büyümüş, gelişmiş, şubeler açmış ve günümüze kadar geldiği konuma gelmiştir” dedi.

Bakan, hem nitelik hem de nicelik açısından dünyanın en iyilerinden biri olan 131 yıllık müzenin, hızla değişen ve gelişen dünya müzecilik anlayışı ve teknolojik gelişme doğrultusunda yeni bir döneme girdiğini açıkladı. 2012 yılında bakanlık tarafından İstanbul Arkeoloji Müzeleri Deprem Güçlendirme, Restorasyon ve Teşhir Düzenleme Projesi başlatılmış, müzenin Klasik Bina olarak adlandırılan ana binası ve teşhir salonları yenilenmiştir.

“Çalışmalar kapsamında, klasik yapının Salon 8 ile Salon 32 arasındaki salonlarında deprem güçlendirme çalışmaları yapıldı. Zemin katta sergilenen eserler, modern müze standartlarına uygun yeni etiket ve bilgilendirme panolarına sahip. her sergi salonu için belirlenmiş ve salonlar için bu temalara uygun grafik tasarımlar oluşturulmuştur.Duvarları süslemektedir.Salonlardaki tüm aydınlatma sistemleri son teknoloji kullanılarak değiştirilmiştir.Yapı, ışık, renk, boyut ve temanın uyumu. Sergiler, ziyaretçileri çeken bir sergi düzenlemesi ve dijital uygulamaların kullanımı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geleneksel binasının tasarım ilkelerini oluşturdu. 2.000 sikke, heykel ve rölyefler, lahitler, heykeller, mimari kaplama levhaları, hazineler dahil olmak üzere beş bin yeni eser ve seramik, şimdi Buda Ayrıca özel olarak düzenlenmiş salonlarda sergileniyorlar” dedi.

READ  Regla 2: Temporada seleccionada anunciada, modo de campo de batalla, agrega equipos y ataques nuevos y antiguos


İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nden görünümler, İstanbul, Türkiye, 22 Temmuz 2022. (İHA fotoğrafı)
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden görünümler, İstanbul, Türkiye, 22 Temmuz 2022. (İHA fotoğrafı)

Ersoy, son olarak Eski Şark Eserleri Müzesi, Çinili Köşk Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesindeki Klasik Yapı’nın kuzey bölümünün yenilenmeye devam edeceğini vurguladı.

İmparatorluk Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve İslam Eserleri Müzesi olarak da bilinen Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ana binadan oluşmaktadır. Türkiye’nin ilk müzesi olan müze kompleksi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bir uygarlığa ait 1 milyondan fazla esere ev sahipliği yapıyor.

Aya İrini kilisesinde toplanan arkeolojik eserlerin yer aldığı Müze-i Hümayun, İstanbul arkeoloji müzelerinin temelini oluşturmuştur. Daha sonra İmparatorluk Müzesi kapatılmış ve dönemin Maarif Nazırı Ahmed Wefiq Paşa tarafından 1872’de yeniden kurulmuş ve Alman tarihçi, arkeolog, epigraf ve ressam Philipp Anton Dethier’i müdür olarak atamıştır.

Maddi sıkıntılar müzeye yeni bir bina yapılmasına engel olsa da, Sultan II. Mehmed’in yazlık olarak yaptırdığı “kiremitli köşk” 1880 yılında restore edilerek müzeye ev sahipliği yapmaya başlamıştır.

1881 yılında ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey’in müze müdürü olarak atanmasıyla Türk müzelerinde yeni bir dönem başlamıştır. Hamdi, Nemrut Dağı, Myrina antik kentleri, Aiol bölgesindeki Qaim ve Lagina’daki Hekate kutsal alanında kazılar yaptı. 1887 ve 1888 yılları arasında Lübnan’ın Sidon kentinde yaptığı kazılar, Sidon Kralı Nekropolü’nün keşfiyle sonuçlandı. Burada keşfettiği dünyaca ünlü İskender Lahdi başta olmak üzere birçok eseri müze için topladı. Bu kazılar sayesinde İstanbul Arkeoloji Müzesi dünyanın en önemli müzelerinden biri haline geldi.


İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nden görünümler, İstanbul, Türkiye, 22 Temmuz 2022. (İHA fotoğrafı)
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden görünümler, İstanbul, Türkiye, 22 Temmuz 2022. (İHA fotoğrafı)

O dönemde bu eserlerin sergilenmesi için yeni bir müze binasına ihtiyaç duyulmuş ve dönemin ünlü mimarı Alexandre Valloury Osman Hamdi Bey’in isteği üzerine kiremitli köşkün karşısına bugünkü Arkeoloji Müzesi binasını yaptırmıştır.

Osman Hamdi Bey, 1883 yılında Valluri’deki Güzel Sanatlar Akademisi için kullanılmak üzere bir bina daha yaptırır. Akademi öğrencilerinin kiremitli köşkün ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ana binasının yakınında olmasını istedi. Akademi, Cağaloğlu’ndaki başka bir binaya taşınınca, müzenin yanındaki eski binası Müze Müdürlüğü’ne devredildi. Dönemin müze müdürü Halil Ethem Bey, Yakın Doğu’nun kadim kültürlerine ait eserlerin, Yunan ve Roma dönemlerine ait eserlerden ayrı olarak sergilenmesinin daha uygun olacağını düşünerek, yapıyı “Atatürk Müzesi” olarak düzenlemiştir. Antik Yakın Doğu. .

READ  'Gerçekten onun *** falan olduğunu düşündüm'

Müze, üç binasıyla ziyaretçiler için çağlar boyu Anadolu uygarlıklarını temsil ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.