Netanyahu’dan sonra Türkiye ile İsrail arasında yeni bir başlangıç ​​mı var?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 12 yıllık İsrail yönetimi resmen sona erdi. Ülke, Naftali Bennett liderliğindeki sekiz siyasi partiden oluşan bir koalisyon tarafından yönetilecek. Ram ayrıca koalisyon hükümetinde Filistinli Arapları temsil eden bir Birleşik Arap Emirlikleri listesi de içeriyor.

Netanyahu’nun saldırganlık politikası ve Türkiye’nin eski İsrail başbakanına duyduğu derin güvensizlik, iflasın önündeki en önemli engellerden biridir. O halde, Netanyahu sonrası Türkiye-İsrail ilişkilerinin nereye gideceği sorusuna bugün cevap vermeye çalışacağım.

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırgan politikası nedeniyle ikili ilişkiler her zaman gergin olmuştur. Tüm siyasi geçmişlerden gelen Türkler, Filistin’de İsrail suçlarını ciddiye alıyor.

Türkiye’nin politikası, iktidarda kim olursa olsun, her zaman bu endişeyi yansıtmıştır. Eski başbakan olan merhum sol eğilimli Belend Ezevid’in İsrail’i 20 yıl önce Filistin’de soykırım yapmakla suçladığını hatırlayın.

O sırada Essex’in Türkiye’nin askeri bürokrasisiyle güçlü bağları olan İsrail hakkındaki yorumları şok etkisi yarattı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) rejiminde de benzer gerilimler hakimdi.

Mavi Marmara

Mevcut gerilimler, İsrail’in Gazze’ye yönelik 2008-2009 saldırılarından önceye dayanıyor. İkili ilişkiler o zamandan beri gergin. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ocak 2009’da Davos’ta İsrailli rakibi Ehud Olmert ile tartışmıştı.

Bu argüman, Ocak 2010’da İsrail dışişleri bakanını Türk büyükelçisini zincire vurarak kışkırtan bir diplomatik krize yol açtı.


31 Mayıs 2010’da Akdeniz’de çıkan bir çatışmada İsrail deniz komandolarının saldırısına uğrayan Plotilla’nın önde gelen gemisi Mavi Marmara, tarihi Galata Kulesi’nin arka planında 26 Aralık 2010’da İstanbul’a döndü. (AP Fotoğrafı)

Beş ay sonra İsrail, Gazze halkına insani yardım sağlamaya çalışan, masum sivilleri öldüren ve diplomatik ilişkileri kesen Mavi Marmara’ya yönelik bir saldırı başlattı.

2008-2010 döneminin Türkiye-İsrail ilişkilerinde en zorlu dönem olduğu söylenebilir.

Bölgesel koşulların değiştiği ve her iki ülkenin de müzakerelere girmek zorunda kaldığı bir dönemdi.

2011’den bu yana Suriye hızla istikrarsızlaştı ve bu da Türkiye ve İsrail için büyük bir güvenlik endişesi olduğunu gösteriyor.

READ  Anadolu Müzeleri Türkiye'nin bağımsızlık savaşını gün ışığına çıkarıyor

Aynı zamanda İran, İsrail için kötü olan Suriye üzerindeki etkisini güçlendirdi.

İsrail için bir diğer stratejik kayıp ise Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in ölümü ve dindar bir Müslüman olan Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanlığına yükselmesidir.

Bu gelişmeler ışığında İsrail, Türkiye ile müzakere kararı aldı.

2013 Geliştirme

Normalleşmeye yönelik ilk adım, 22 Mart 2013’te Erdoğan ile Netanyahu arasında bir telefon görüşmesini kolaylaştıran ABD Başkanı Barack Obama’nın yardımıyla atıldı.

İsrail Başbakanı Mavi Marmara davası için özür diledi ve kurbanların ailelerine tazminat sözü verdi. Bu normalleşme girişimi iki nedenle başarısız oldu: Bölgesel düzeyde, İsrail’in stratejik başarısızlıklarından kurtulmasına yardımcı olan bazı ilerlemeler kaydedildi.

Temmuz 2013’te Mısır’da bir askeri darbe gerçekleşti ve Mısır’ı İsrail kontrolüne geri getirdi.

İkincisi, Türkiye, Netanyahu’yu bekleyip görmeye teşvik eden Mayıs 2013 KG Park protestolarıyla sarsıldı.

O sırada kaynaklarım İsrail’in ayaklanmaların Türk hükümetini devirme potansiyeline sahip olduğuna inandığını söyledi. “Bu yüzden normalleşme sürecini durdurdular” diye açıkladılar. Netanyahu, Erdoğan olmadan müzakerelerde daha güçlü bir konuma sahip olabileceğini düşündü. Sonunda Netanyahu’nun yanıldığı kanıtlandı.

Donald Trump ABD başkanı olduğunda İsrail başbakanı ikinci bir şansa sahipti. ABD liderinin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve İran’a karşı İsrail’le birlikte Körfez ülkelerini destekleme yönündeki başarılı girişimi, İsrail’in izolasyonunu kırdı ve bölgede Tel Aviv için en uygun koşulları yarattı.

Bu nedenle İsrail, bu zamanı Türkiye’nin işletme maliyetlerini artırmak ve Ankara’nın stratejik aksiliklerle karşı karşıya kalmasını sağlamak için harcadı.

Trump’ın görev süresinin ardından

Günümüzde bölgesel jeopolitikte yeni bir değişim denizi yaşanıyor. Donald Trump’ın yenilgisi ve Joe Biden’ın zaferi, İsrail ve Körfez ülkeleri için büyük bir kaybı temsil ediyor.

Bunun nedeni, yeni ABD başkanının İsrail’in ortaya koyduğu politikaların hiçbirini imzalamayacak olmasıdır. Körfez ülkeleri de muhafız değiştirmenin olumsuz sonuçlarını yaşadı.

READ  NW, Türkiye'de 8500 yıllık bir müzik aleti buldu

Öyleyse normalleşme sürecini düşmanlarla başlatın. Bu gelişmeye yanıt olarak, ABD’nin Suudi Arabistan’ı Yemen’deki askeri operasyonlarını yavaşlatmaya zorlamasıyla Mısır ve Türkiye arasında bir uzlaşma başladı.

Son olarak, Biden yönetimi İran ile yeni bir müzakere turu düzenlemeye çalıştı.

Doğu Akdeniz’de birçok ülke ile gerginlik yaşayan Türkiye, ilişkilerini normalleştirme ve olumlu bir gündem oluşturma fırsatı gördü.

Herkese bağlı

Bu gelişmelerin Türkiye-İsrail ilişkilerine olumlu yansıyacağını söylemeye gerek yok.

En azından, bu etkiyi bekliyorlar. Bu kapsamda iki ülke büyükelçi atamalarını duyurdu.

Ancak Netanyahu’nun saldırgan politikaları nedeniyle barışçıl olması gereken süreç sona erdi. Eski başbakan, koalisyon görüşmelerinde elini güçlendirmek amacıyla Kudüs’te kaosu kışkırttı ve Gazze’ye saldırı başlattı.

Netanyahu’nun son hamlesi işe yaramadı ve İsrail yeni bir hükümet kurdu.

Şimdi soru, geleceğin Türkiye-İsrail ilişkilerini ne durumda tutacağı.

Geçen hafta Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt avuşoğlu ile görüştüm ve kendisine bu konuda baskı yaptım. Çavuşoğlu, İsrail’in Türkiye’nin beklentilerini (ve uluslararası toplumun beklentilerini) karşılama kabiliyetinden daha çok endişe duyduğunu söyledi.

İkili ilişkileri normale döndürmek için İsrail’in saldırganlık politikasından vazgeçmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Özellikle de bekleyip ne olacağını görmek zorunda olduğumuz için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir