“Mevcut Türkiye” Yunan tarafına ne ifade ediyor?

Geçenlerde The Economist’te Türkiye’nin Alman tasarımı Reese sınıfı denizaltılarla Ege’de Yunanistan’dan üstün olduğunu anlatan bir yazı çıktı.

Dergi, Piri Reis denizaltısının ilk olarak Mart ayında denize indirildiğini belirterek, bu gelişmeyi “Türk Donanması için bir zafer ve Yunanistan için bir baş ağrısı” olarak nitelendirdi.

Aynı yazıda ismi açıklanmayan bir Yunan yetkili, “Türkiye’ye denizaltı satmayın demiyoruz. ‘Şimdi günümüz Türkiye’sine satmayın’ diyoruz.

Doğu Akdeniz’de doğalgaz üzerindeki gerilimin suları yeniden ısıttığı Ege’de, Ankara ile Atina arasındaki rekabetin kızışıyor olması şaşırtıcı değil. Bazen diplomatik sınırları zorlayan sert açıklamalara da alışkınız.

Mevcut Türkiye?

Beni ilgilendiren, adı açıklanmayan Yunan yetkilinin “bugünkü Türkiye” iddiası.

Çünkü Türkiye’de seçimlerle değil, yasadışı yöntemlerle iktidara gelen bir yönetimin var olduğunu gösteren bu kalıp çok tanıdık. Bu ayrım, bir dönem Avrupa’daki bazı mevcut yönetimler tarafından sıklıkla yapılmıştır.

Peki, “şimdiki Türkiye”nin, onların alışık oldukları, hatta özledikleri “eski Türkiye”den ne kadar farklı olduğunu bir düşünelim.

Bu açıklamalara bakarak, Türkiye ile Yunanistan arasında 1990’larda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2002’de iktidara gelmeden önce bir aşk olduğunu düşünebilirsiniz. Çünkü 1996 yılında iki ülke, keçilerin yaşadığı Çardak kayalıkları nedeniyle savaşın eşiğinden dönmüştü. O zamanki gerilim, bugün olduğundan çok daha büyüktü.

Evet, artık söylemeye gerek yok. “Günümüz Türkiye’si” dedikleri, koalisyonlar dönemini geride bırakan ve 19 yıl boyunca istikrarlı bir hükümet tarafından yönetilen bir ülkedir.

Sınırlarına yakın bölgelerde iç savaş, göç, kıtlık, terör gibi sorunlara güçlenen ve oyun kurucu olarak müdahale eden bir ülkedir. Ekonomisini ve savunma sanayisini geliştirmiş bir ülkedir. Teknolojiyi satmak için bir bölge temsilcisi geldi. Batı ülkeleri gibi haklarını koruyan bir ülke.

Yunanistan ve yukarıda bahsettiğim bazı sol popülist Avrupa hükümetleri Almanya, İspanya, İtalya ve Polonya gibi ülkelerin Türkiye ile ilgili pratik tutumlarından ders almalı.

READ  Bismarck'tan Merkel'e | Süspansiyon

Yalnızca bugün Türkiye gibi güçlü ve örgütlü bir müttefik, Orta Doğu’dan batıya doğru yönelen tarihsel olarak eşi görülmemiş baskıyı kaldırabilirdi.

Avrupa’nın güvenliği için

Bugün Türkiye’nin Suriye’de ve Kuzey Irak’ta göç dalgasını, terörü ve uyuşturucuyu kontrol altına almak için yeterli gücü yoksa, Avrupa başkentlerinin şimdiki kadar güvenli olacağını düşünüyor musunuz?

Her şeyden önce, Türkiye’nin büyüyen ekonomik ve siyasi bağımsızlığı, yurtdışından tıkanma eşiğini çoktan aştı.

Ankara’nın 1980’de vetosunu yükseltmesinin ardından NATO’ya dönebilen mevcut Yunan yönetimi, her fırsatta Türkiye ile ilgili bu tarihi paniği yaratmaya son vermelidir. Yunanistan, Türkiye’nin önlenemez yükselişine direnmek yerine, halkının refahını artıracak daha ucuz seçenekler aramalı.

Haklı mıyım komşu? sen söyle.

Atina, Doğu Akdeniz gazı için en azından Ankara ile medeni bir ilişki geliştirebilseydi, Brüksel yerine komşularıyla dürüstçe iletişim kursaydı, her iki tarafın da insanları refaha ermez miydi?

Kapanış notu olarak, “bugünkü Yunanistan”ın bir kez daha bağımsızlığına ve egemenliğine öncelik vereceğini umuyorum (Türkiye’nin elinden gelenin fazlasını yapamasa da).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir