Merkel sonrası dönemde Türk-Alman ilişkilerini neler bekliyor?

Almanya’da 16 yıldır iktidarda olan Şansölye Angela Merkel’in yakında istifa etmesinin zemininde gerçekleşen son Almanya seçimlerini Türkiye büyük bir ilgiyle takip etti.

Sonuçlar

Önce resmi olmayan seçim sonuçlarına bakalım.

Maliye Bakanı Olaf Scholz’u aday gösteren Sosyal Demokrat Parti (SPD), geçen Pazar günkü seçimlerde %20,5 ile %25,7’ye ulaşarak en fazla oyu aldı.

Sosyal Demokratların, oyların %14,8’i ile açık ara en büyük oranı alarak ülkedeki üçüncü büyük siyasi güç haline gelen Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) ile birlikte hükümeti kurması muhtemel. 2017 seçimlerine göre oyunu bir puan artırdı.

Irkçı ve göçmen karşıtı AfD (Almanya için Alternatif) yüzde 10,3 oy alırken, seçimde en çok oyu kaybeden Sol Parti (Die Linke) yüzde 5 barajının altında kaldı. Ancak Parlamento’da bir sandalye kazanmayı da başardı.


Almanya Maliye Bakanı, Şansölye Yardımcısı ve SPD’nin Şansölye adayı Olaf Scholz, partisinin meclis grubuyla yaptığı görüşmenin ardından ayrılıyor, Berlin, Almanya, 29 Eylül 2021 (AFP Fotoğrafı)

Türk toplumunun rolü

Nüfusun %25’inin göçmen olduğu Almanya’da 3 milyondan fazla Türk’ün yaşıyor olması, ülkedeki seçimlerin Türkiye için bu kadar önemli olmasının temel nedeni.

Bir diğer neden de kuşkusuz ekonomidir. Almanya dünya devi. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret alışverişi hacmi 40 milyar dolara yakın.

Bir diğer konu da elbette Merkel’in Almanya’sının Türkiye-AB ilişkilerinde oynadığı olumlu rolün değişip değişmeyeceği.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin geleceğine ilişkin havayı bu üç başlık altında incelediğimizde şu sonuçlar ortaya çıkıyor.

Birincisi, Türk toplumu Almanya’nın siyasi, ekonomik ve sosyal hayatında en sağlam yerleşik unsurlardan biridir. Bu nedenle 19 Türk kökenli vatandaşın meclise girdiği Almanya, Türkiye ile yoğun ilişkiler sürdürüyor.

Ülkedeki Türk doğumlu seçmenler muhafazakar sağ partilerden ziyade yelpazenin solunda olma eğilimindedir. Ancak tüm siyasi partiler Türkiye ile ilişkilerini düzenlerken Türk nüfusunu da dikkate almak zorundadır. Merkel döneminde de bu duyarlılığın hep ön planda olduğunu gördük – şansölye Türkler tarafından sevilen bir siyasetçiydi. Şimdi değiştirmek için bir sebep yok.

READ  Türkiye ve Avrupa Birliği önümüzdeki ay vize serbestisi konulu müzakerelerde bulunacak

İkincisi, ‘Almanya yolu’ olarak adlandırılan pragmatik ekonomik perspektif ülke siyasetinde kurumsallaşmıştır. Kırım’ın ilhakı eleştirildi, ancak Rusya ile ilişkiler sadece ABD istediği için kopmadı. Benzer şekilde Berlin, Uygur ve Hong Kong konularında Pekin’i eleştiriyor, ancak Çin, Almanya’nın en fazla dış ticaret yaptığı ülke olmaya devam ediyor.

Ticaretin çarklar dönene kadar devam etmesi gerektiğine dair siyasetteki gerçekçi fikir birliği, popülist partileri bile merkeze yaklaştırdı. Dolayısıyla yakın vadede aralarındaki ticaret hacmini 50 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin yeni dönemde köklü bir değişime uğraması pek olası görünmüyor.


Şansölye Angela Merkel (CDU), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Berlin, Almanya, 19 Ocak 2020'de Libya Konferansı Federal Şansölyesi önünde kabul etti (Getty Images Photo)
Şansölye Angela Merkel (CDU), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Berlin, Almanya, 19 Ocak 2020’de Libya Konferansı Federal Şansölyesi önünde kabul etti (Getty Images Photo)

Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilere gelince… Merkel bu konuda her zaman Türkiye’nin yanında yer aldı. Orta derecedeydi. Türk-Yunan gerginliğinde yaptığı gibi arabuluculuk yaptı.

SPD’nin başbakan adayı Schultz’un da Merkel’in Türkiye konusundaki tutumunu sürdürmesi bekleniyor. Türkiye’yi sürekli eleştiren Yeşiller ile olası bir ittifakın bu durumu değiştirmeyeceği kabul ediliyor. Örnek olarak Gerhard Schröder’in döneminde SPD’nin Yeşiller Partisi ile kurduğu koalisyon hükümeti buna bir örnektir. Schroeder, Türkiye’yi AB üyeliğine aday ülke yapmak için çok çaba sarf etti ve herkesin dediği gibi “yeşiller artık eski yeşiller değil”.

Bir sarsıntı beklenmese de 16 yıllık tecrübenin yok oluşundan bahsediyoruz.

Dolayısıyla Merkel’in yokluğunun her yerde hissedileceğini tahmin etmek zor değil. Başarılı, uzlaşmacı ve sempatik kişiliğiyle Almanya, Avrupa ve dünya siyasetine eşsiz bir ses getirmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir